YAZARLAR

DİĞER YAZILARI

Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI

Hatıralar Işığında ÂRİF NİHAT ASYA

“Bayrak”şairimiz ÂRİF Nİhat Asya, 5 Ocak 1975 tarihinde ayrılmıştı dünyamızdan. Ölümünün 47. yıldönümünde rahmetle anıyoruz onu. Bildik tanıdık çevrelerde onu hep  “Ârif Hoca” diye anardık. Çünkü hepimizin hocası idi o. Öldüğüne inanmak benim için çok zor olmuştu. Başka hiçbir olayın beni o kadar sarstığını hatırlamıyorum. Ailece tanışır ve görüşürdük. Beni ve benim gibi öğretmen olan eşimi çok sever;  bazen benim, bazen da eşimin tarafını tutan nüktelerle bize takılmaktan çok hoşlanırdı. Bütün kitaplarını değişik ve çok anlamlı ifadelerle imzalayıp vermişti bize. İlk çocuğumuz kızımız Fulya’nın doğumunda çok sevinmiş, gerçek bir dedenin mutluluğunu duymuş ve doğuma ebcetle bir tarih düşürmüş, tarih beytinin altına da bizi son derece sevindiren şu içtenlik dolu cümleyi yazmıştı: (Bir dededen “Hoş geldinler” ve hayır dualarla). Rahmetlinin kendi el yazısı ile beyaz bir kartona yazıp gönderdiği bu çok değerli hediyeyi, tatlı bir hâtıra olarak saklıyoruz, saklayacağız.     

       Onun sofrasında, sohbetinde bulunmak bahtiyarlığına ermiş birisiyim. Onu çok yakından tanıdım, tanıdıkça da sevdim. 1960’ı izleyen yıllarda dörtlüklerini ve rubailerini Ankara’da yayımlananYeni İstanbulgazetesinin birinci sayfasının sağ alt köşesindeki “Çekirdek" adlı köşesinde yayınlıyordu. Üniversitede edebiyat okumaya yeni başlamış biri olarak, adını çok duymuş, şiirlerini bulup okumuş, şiir ve edebiyat heveslisi bir gençtim o zamanlar. Kısa zamanda“Çekirdek” köşesinin tiryakisi oldum ve onu ilkin bu dörtlükleriyle tanıyıp sevdim.  Ankara’da o yıllarda sık sık düzenlenen şiir günleri ve başka sanat toplantıları vesilesiyle şahsen ve daha yakından tanışıp görüşmek imkânı bulduğum rahmetli ile aramızda giderek baba – oğul yakınlaşmasına benzer bir ilgi ve yakınlaşma oluştu. Kendisi 1928 yılında İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu edebiyat bölümü mezunu idi. Benim de Ankara Yüksek Öğretmen okulu edebiyat öğrencisi olmama çok seviniyor, benimle yakından ilgileniyordu. Hoca 1962 yılında emekli oldu. Artık Ankara Kavaklıdere’deki evinde onu daha sık ziyaret edebiliyordum. Hoca cumartesi öğleden sonraları bazen Necati Bey caddesindeki Üniversiteliler Kültür derneğine de geliyor ve çeşitli fakültelerden gelen öğrencilerle sohbet de ediyordu. Şüphesiz yazma denemeleri yapmamızı ve okumamızı tavsiye ettiği kitaplarla bu sohbetlerde söyledikleri biz gençler için çok faydalı, eğitici ve yetiştirici oluyordu.

         1966 Haziren döneminde tahsilimi bitirip taşrada görev aldıktan sonra, Ankara’ya yolum düştükçe ziyaretlerimi yine sürdürdüm. Her defasında beni karşısına oturtur, kahve getirmelerin söyler ve bir bahar sigarasını kırıp yarısını ağızlığa taktıktan sonra konuşmaya başlardı. Çok geniş ve zengin kültürlü bir insandı rahmetli. İnce esperilerle, mecaz, cinas ve teşbihlerle zenginleşen etkileyici bir konuşma üsluba vardı. Şiir sanatının vazgeçilmez kurallarına, konuşurken bile bağlı kalır, ölçüye ve kafiyeye dikkat ederdi. Başka bir ifadeyle, rahmetli âdeta şiir gibi konuşurdu. Tarihî zenginliğimiz, atalarımızın başardığı önemli işler, fikir ve sanat hayatımızın çeşitli meseleleri üzerinde en çok durduğu konulardı. İnsan onu dinlerken ferahlar, gam ve kasvetleri dağılırdı. Neşe doluydu. Hassastı, hoşgörü sahibiydi. Çok sevdiği Mevlânâ’nın ve Yunus Emre’nin insanlık anlayış ve sevgisine yürekten bağlıydı. Söz Türklükten açılınca da bir başka coşar, kükrer, bambaşka bir insan olurdu. Ona bir bakıma edebiyatımızın modern Evliya Çelebi’si denebilirdi. Anadolu’yu köşe-bucak dolaşmaktan, gittiği yerlerde halkla sohbet etmekten büyük bir zevk alırdı. Varsa çevredeki eski eserleri gezer, o eseler hakkında halk arasında yaşayan efsaneleri dinler notlar alırdı. Bizim topraklarımızı, bizim insanlarımızı, bizim ova ve dağlarımızı çok iyi bilen ve yakından tanıyan bir insandı. Gerçekçiydi. Hayâl peşinde koşmazdı; gördüklerini, duyduklarını, görüp yaşadıklarını yazardı. Gezilerinde tuttuğu notlar, yazdıklarının dokusunu teşkil ederdi. Bir karşılaşmamızda, Kars yolculuğundan yeni dönmüştü. “Anı Harabeleri”ni gezmiş, bunlarla ilgili bilgiler toplamış, notlar almıştı. Bu konuda uzun ve güzel bir şiir yazdı veDefne Dergisi(S.81, s.15, Eylül 1970)’nde yayınladı. Bana Harabelerin tarihini, şimdiki durumlarını, halk arasında bunlarla ilgili yaşayan söylentileri öyle canlı, öyle heyecanlı bir şekilde anlatmıştı ki, hiç görmediğim Harabeler gözlerimde canlanmış,  onları görmüş gibi olmuştum.  Onu dinlerken insanın bu toprakları, bu torağın insanlarını sevmemesi imkânsızdı. O, kelimenin tam anlamıyla bir öğretmendi; anlatıyordu, dinletiyordu, öğretiyordu ve sevdiriyordu.

 

                                                                 Onlardan kaldı bu toprak.

                                                                 Biz gezip tozmayalım mı?

                                                                 Yabanlar kıskanır diye 

                                                                 Destan da yazmayalım mı?

 

demişti bir şiirinde. Dediğini de yaptı; gezdi, tozdu ve bu toprağın, bu toprağın insanlarının şiirini yazdı destan destan.

         Hoca güncel sanat meseleleri ile de çok yakından ilgileniyordu. Bir gün bana, edebiyatımızın, özellikle de şiirimizin gittikçe zayıfladığını, ehliyetsiz kimselerin elinde kaldığını söyledi. Bir kısım ideolojilerin çevresinde toplananların boğuşma ve didişmeleri yüzünden gerçek kabiliyetlerin sesini duyamayışımızdan şikâyetçiydi. Bu kişilerin, son zamanlarda Cahit Sıtkı ve benzeri pek çok şairi bile yıpratma ve unutturma gayreti içine düştüklerini söylerdi. Oysa ona göre Cahit Sıtkı başta olmak üzere bu şairler imanlı ve vatansever insanlardı ve yeni Türk şiirinin en güzel şiirlerini yazmış çok değerli şairlerdi. O yüzden Cahit Sıtkı başta olmak üzere o neslin şairlerini çok iyi okumamı tavsiye etmişti bana. Onun bu uyarısından sonra Cahit Sıtkı’yı yeniden ve çok dikkatli bir şekilde defalarca okudum ve gerçekten Hocanın tespit ve teşhisinde ne kadar haklı olduğunu gösteren sonuçlara ulaştım ve Cahit Sıtkı hakkında iki de makale yazdım.     

          Bir başka sefer, sanırım 1968 yılı içinde olacak, yine evinde ziyaret ettim kendisini. Sanattan, şiirden, günün şairlerinden konuşuyorduk. O sıralar birkaç şiir heveslisi genç, Bolu’da çıkardıkları“Çele” adlı bir dergide Yahya Kemâl’i küçümseyen yazılar yazılıyor,“Hisar” dergisi de, aşağılık komplesi içinde ne yapacakları bilmeyen bu çocuklara, haddini bildirmeye çalışıyordu. Hoca“Çele” adlı bir dergi tanımıyordu, ama“Hisar” da yazılanlardan haberdardı, onları okumuştu.“Çele”de yazılanları özetledikten sonra bu konuda ne düşündüğünü sordum ona. “Hisar derslerini veriyor o çocukların” dedi ve ağızlığına yarım bir bahar sigarası daha yerleştirdikten sonra başını sallayarak devam etti. “Ama anlamaz ki dersten o çocuklar!  Oyuncak vermeli ellerine.” Bu harikulâde cevap karşısında hem sevinmiş, hem de üzülmüştüm.  Çünkü Hoca, büyük şairimizin hakkını teslim ederken, sanat ve edebiyat hayatımızın oyun çocuklarının elinde kaldığını da söylemiş oluyordu. Benim kafamda bu değerlendirmeyi yaptığımı kolayca anladı ve Mehmet Âkif’inMevlit yazarı Süleyman Çelebi için söylediği,

                                     Kimi Mevlidci diyor…Âh, olabilsem , nerede!

                                     Yetişilmez ki: Süleyman Dede yükseklerde.

 

 beytini hatırlatarak,  Yahya Kemal’in erişilemeyecek kadar yükseklerde olduğunu da söylemiş oldu. Zaten rahmetli hemen her konuda önemli tespitler yapar, meselelere en uygun teşhisi koyardı.  Mertti, açık sözlüydü. Bu yüzden pek çok sıkıntılar da yaşamıştır. Ama bunların hiçbir önemi yoktur. Zira onu bunlar pişirmiş, bunlar olgunlaştırmış ve bugün millî vicdanda hakkı olan yeri almış olan büyük şairÂrif Nihat Asya böyle çıkmıştır ortaya. Öyle bir şair ki, ne söyledikleriyle kimseye benzer, ne de yazdıklarıyla. Eskilerin deyimiyle  “nev’i şahsına münhasır”  bir insandı o. Şiirleri olsun, nesirleri olsun hem şekil, hem de muhteva bakımından alışılmışın tamamen dışında orijinal bir karakter gösterirler. Böylece o, kültür ve sanat dünyamıza ayrı bir zenginlik ve hareketlilik getiren, şiir sanatına şekil ve muhteva yönünden kendine has yeni boyutlar ekleyen özge bir şahsiyet olarak tanınmıştır. Bu milletin kadirbilir çocukları onu unutmayacaktır. O, yüceBayrak şiiri gibi bayraklaşmıştır. Yeri yükseklerdedir. Nur içinde yatsın.  

YENİ YIL VE YENİ BİR DÜNYAHatıralar Işığında ÂRİF NİHAT ASYAŞİİR BİR DİL VE SÖZ SANATIDIRŞİİR VE ŞÂİR (3)ŞİİR VE ŞÂİR (2)ŞİİR VE ŞÂİR(1)SANAT ÜZERİNE DÜŞÜNCELERYAHYA KEMÂL VE TÜRKÇEATATÜRK VE TÜRKÇEDİN VE TOPLUM İLİŞKİSİ ÜSTÜNEYazarın Tüm Yazıları
Yazarlar
Osman KARA
BİR SAMSUNLU: SÜLEYMAN SERVET SAZAK
Osman KARA
Mustafa GENÇ
İSLAMCILARIN YANILGISI-II-
Mustafa GENÇ
Atilla ÇİLİNGİR
DOLAR SALGINI…
Atilla ÇİLİNGİR
M. Halistin KUKUL
Beyitlerle MEMLEKET MANZARALARI-2
M Halistin KUKUL
Prof. Dr. Mustafa ÖZBALCI
YENİ YIL VE YENİ BİR DÜNYA
Prof Dr Mustafa ÖZBALCI
Mustafa ÖZDEMİR
SEMERKANT
Mustafa ÖZDEMİR
Nevval SEVİNDİ
ACILI KISA TARİH
Nevval SEVİNDİ
Vedat ÇINAROĞLU
TÜRKLÜK NAMUSUMUZDUR
Vedat ÇINAROĞLU
Adem ERTÜRK
Etme bulma dünyası ya hani, edenler ne zaman buluyordu
Adem ERTÜRK
Embiya SANCAK
ÜÇ AYDIR YAZAMIYORDUM
Embiya SANCAK
Prof. Dr. İsrafil BALCI
İftira ve İtibar Suikastçılığı
Prof Dr İsrafil BALCI
Dr. İbrahim YILDIRIM
Fethin simgesi Ayasofya
Dr İbrahim YILDIRIM
Yılmaz HOCAOĞLU
BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN 2
Yılmaz HOCAOĞLU
Turgay SÖZEN
Pandemi Devam ediyor, Tedbir ve Kurallara Dikkat...
Turgay SÖZEN
Sacit ACAR
ORTAYA KARIŞIK
Sacit ACAR
Saffet Atik
Samsun’un Liman ve Demiryolu Sorunları (2)
Saffet Atik
Burak GÜLEÇ
Lider diyeceksiniz
Burak GÜLEÇ
Enis ERSOY
İmamoğlu’nun Kanal İstanbul stratejisi
Enis ERSOY
Türker GÖKSEL
Mithatpaşa Lisesi ve Sekizinci Kitap
Türker GÖKSEL
Mustafa KESKİN
Yerli Arabamızı Anlayabildik mi
Mustafa KESKİN
Ahmet HAYVALI
TEK DÜZEN HESAP PLANI
Ahmet HAYVALI
Dr. Işık ÖZKEFELİ
NİYETLER ALENİYET KAZANIRKEN
Dr Işık ÖZKEFELİ
Prof. Dr. Yücel TANYERİ
Açıkhava AVM
Prof Dr Yücel TANYERİ
Prof. Dr. Ahmet Nizamettin AKTAY
Gagavuzya İzlenimleri
Prof Dr Ahmet Nizamettin AKTAY
Hüseyin ÖZBAY
OSMAN TÜRKAY
Hüseyin ÖZBAY
Mehmet Ali BAYAR
PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL'IN ARDINDAN...
Mehmet Ali BAYAR
Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU
SEVDİKLERİMİZ ÜZERİNDEN EMPATİ YAPARAK DÜNYAYI ANLAMAYA ÇALIŞMAK
Prof Dr İbrahim TELLİOĞLU
Hilmi EKER
PİLOT İLÇE LADİK
Hilmi EKER
Murat İLHAN
PİCASSO...
Murat İLHAN
Nami Cem İYİGÜN
ASKERİ HAREKÂT
Nami Cem İYİGÜN
Mustafa ENGİN
TARIM MI, ENERJİ Mİ!?
Mustafa ENGİN
Tufan AKCAGÖZ
SİZ SİZ OLUN
Tufan AKCAGÖZ
Necmi HATİPOĞLU
EKONOMİK KRİZ Mİ, O DA NE?
Necmi HATİPOĞLU
Hülya Korkut ÖZAK
Öyleyse sen Türk değilsin...
Hülya Korkut ÖZAK
Prof. Dr. Erdal AĞAR
YABANCI DİLLE EĞİTİM
Prof Dr Erdal AĞAR
Nuray YILMAZ
HIYAR… TUZ… TUZLUK
Nuray YILMAZ
Dr. Faruk TAN
İNSAN
Dr Faruk TAN
İshak MEMİŞOĞLU
OTOPARKIMI İSTİYORUM
İshak MEMİŞOĞLU