HaberlerEKONOMİK KURTULUŞ SAVAŞI İMİŞ!

EKONOMİK KURTULUŞ SAVAŞI İMİŞ!

Samsunhabertv Genel Yayın Yönetmeni Osman Kara kaleme aldı...

+
-
EKONOMİK KURTULUŞ SAVAŞI İMİŞ!

Kavramlarla gelişi güzel oynamak hele de neredeyse kutsiyet atfedilir olmuş kavramları/değerleri günlük politika malzemesi yapmak olacak iş değil ama ne yazık ki bu hal giderek yaygınlaşıyor.

Son zamanlarda “kurtuluş savaşı” kavramı günlük siyaset malzemesi haline gelen/getirilen değerlerin başında geliyor. Özellikle iktidar sözcüleri ya da yandaşlar yerli yersiz, “ekonomik kurtuluş savaşı veriyoruz” söylemine başvuruyorlar.

Türk’ün “Kurtuluş Savaşı” bir şanlı destandır. Bir büyük yenilginin, bir büyük yıkılışın ardından gelen bir ayağa kalkış, bir milli isyan ve bir milli diriliştir. İmanla, inançla, savaşlarla, kanla ve canla kazanılmış bir ulusal karşı duruştur. İlktir ve örnektir. Asya’nın ve Afrika’nın, Yakın ve Uzakdoğu’nun ve çok çok uzakların ta Amerika kıtasının mazlum ve mağdur milletlerinin umut ışığı, aydınlatan meşalesi…

Türkiye’nin bugün içinde boğuştuğu ekonomik sorunları geçmişin o kutlu destanıyla aynı kefeye koymak sadece o kutsala saygısızlık değil aynı zamanda mevcut yönetime de hakarettir.

Kurtuluş Savaşı bir büyük dünya savaşının ve Mondros gibi bir yüz karası ateşkesin ardından gelmiştir. İçinde bulunduğumuz ekonomik sorunlardan çıkma çabasını “ekonomik kurtuluş savaşı” olarak nitelemek farkında olarak veya olmayarak hazin bir ekonomik çöküntü itirafından başka bir şey değildir.

O günler öyle günler ki bırakın dillendirmeyi düşünmek bile yakar insanın bağrını:

“İstiklal ve cumhuriyete kasteden düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmemiş bir galibiyetin temsilcileri durumundadırlar. Zorla ve hile ile aziz vatanın bütün kalelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi fiilen işgal edilmiştir. Bütün bunlardan daha acı ve daha tehlikeli olmak üzere, memleket içinde iktidara sahip olanlar, gaflet, dalalet(sapkınlık) ve hatta hıyanet içindeler. İktidar sahipleri kendi kişisel çıkarlarını işgalcilerin siyasi emelleri ile birleştirmiş durumdalar. Millet yokluk içinde harap, yorgun ve bitkindir…”

“Yurdun dört bir yanı fiilen işgal altında. Adana’da Fransızlar, Urfa, Antep ve Maraş’ta önce İngiliz sonra Fransızlar ve onların yedeğinde Ermeniler, Antalya’da İtalyanlar, İzmir’de Yunanlılar ve canlarının istediği her yerde İngilizler… İstanbul’da karma 200 bin işgal askeri ve onları alkışlayan Rumlar, Ermeniler… Onlara çırak duran gafiller ve hainler…

O savaşı verenler kazandılar ve yepyeni bir devlet kurdular o yorgun ve yoksul milletle birlikte, o yanmış yıkılmış topraklarda.

Bankalar kurdular adları İş olan, adları tarihten gelen kimi Sümer, kimi Eti olan. Fabrikalar kurdular her biri aynı zamanda okuluyla, spor alanlarıyla, sinema ve tiyatro salonları bir modernleşme merkezi olan.

Toprak bizimdi, yük bizimdi, yolcu bizimdi ama demiryollarının işletme hakkı bizim değildi. Hem yapılmış olanları parasını ödeyerek satın aldılar hem de bir o kadarını kendileri yaptılar.

Merkez bankası yoktu koskoca Osmanlı’nın daha doğrusu o yetkiyle donatılmış bir banka vardı hem de adı anlı şanlı Bank-ı Osmani-i Şahane olan bir banka. Ama o da bizim değildi, İngiliz ve Fransız’ındı. İki merkezi vardı biri Paris’te diğeri Londra’da. Kayıtlarını Fransızca tutar, Osmanlıyla Fransızca yazışırdır. Müdürler ve memurlar ya yabancı ya da yerli azınlıklardı. O bankada Müslüman Türkler ancak ya kapıcı, ya hizmetçi ya da bekçi olabilirdi. Cephelerdeki savaşı kazananlar ekonomideki savaşı da kazandılar ve kendi merkez bankalarını kurdular.

Savaşı kazananlar daha Lozan imzalanmadan İzmir’de İktisat Kongresi’ni düzenlediler. Süngülerle kazanılan zaferlerin sabanlarla sürdürülmesini daha cephedeyken kararlaştırmışlardı.

Bir şey daha yaptılar o kahramanlar, henüz Sakarya Meydan Muharebesi kazanılmamış, Meclis Başkanı Mirliva Mustafa Kemal Paşa Sakarya’da cephede orduyu ölüm kalım savaşına hazırlamakta. Meclis’in Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver de Ankara’da karargâh kurmuş, Birinci Maarif Şura’sında eğitim ordusunun komutanlarını topluyordu. Başkumandan Mustafa Kemal Paşa cepheyi bırakıp Ankara’ya geldi, şuranın açış konuşmasını yaptı ve tekrar cepheye döndü. Onlar savaşı kazanacaklarından hiç şüpheye düşmemişlerdi, cephelerdeki savaşı kazanacaklardı ama sonrasını hazırlamak gerekiyordu. İşte Birinci Maarif Şurası da İzmir İktisat Kongresi de o özgüvenin ve gelecek planlamasını sonucuydu.

Ne olur o savaşı başka hiçbir zorlukla kıyasa kalkışmayınız…



BİR SAMSUNLU: SÜLEYMAN SERVET SAZAKGÜNCEL
BİR SAMSUNLU: SÜLEYMAN SERVET SAZAK
ARAPLAŞIYOR MUYUZ DİNDARLAŞIYOR MUYUZGÜNCEL
ARAPLAŞIYOR MUYUZ DİNDARLAŞIYOR MUYUZ?
GİDİŞİ OLSUN DA DÖNÜŞÜ OLMASINGÜNCEL
GİDİŞİ OLSUN DA DÖNÜŞÜ OLMASIN
BİR ÖLÜMÜN ARDINDANGÜNCEL
BİR ÖLÜMÜN ARDINDAN
'O' OLMASAYDIGÜNCEL
'O' OLMASAYDI?
SIRADAKİ HABER
}