HaberlerNE YAPARDINIZ?

NE YAPARDINIZ?

Samsunhabertv Genel Yayın Yönetmeni Osman Kara kaleme aldı?

+
-
NE YAPARDINIZ?

Dünyanın en kadim milleti biz Türkler için olmak ya da olmamak günleridir 30 Ekim 1918 sonrası ile 9 Eylül 1922 arası. Bütün kalelerimiz zapt edilmiş, bütün tersanelerimize girilmiş, bütün ordularımız dağıtılmış ve memleketimizin her köşesi bilfiil işgal edilmiş. Bütün bunlardan daha elim ve daha vahim olmak memleketin içinde iktidara sahip olanlar gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içindedirler. Hatta bunlar şahsi çıkarlarını işgalcilerin siyasal amaçları ile birleştirmekte/bağdaştırmaktadırlar. Millet fakirlik ve yokluk içerisinde harap ve dermansızdır.  

O ölüm kalım günlerinde 1920 Nisan’ında iki fetva vardır biri kurtuluştan yana diğeri işgalden, işbirliğinden ve ihanetten yana. Önce ihanet fetvası yayınlanır 11 Nisan 1920’de. Yalan doludur, kin doludur, kan doludur ve ihanet doludur.

Mustafa Sabri Efendi yazmıştır ancak imzayı atmak zilleti Dürrizade Esseyit Abdullah’a düşmüştür. Fetva yazıldığında meşihat makamında Haydarizade İbrahim Efendi oturmaktadır, alet olmaz böyle bir kepazeliğe, imzalamak yerine istifasını verir ve makamı terk eder. İhanet fetvasını imzalayacak hain mi yok? Hemen bulur Mustafa Sabri aradığı adamı; Dürrizade şeyhülislam atanır ve yayınlar o ihanet fetvasını.

Başta Mirliva Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Milli Mücadele’nin tüm mensupları “eşkıya ve padişah düşmanı” ilan edilir. Onlara karşı savaşmak, onları yani “tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik” isteyenleri tek tek ve topluca öldürmek cihattır, onlarla olan savaştan kaçınmak günah, o savaşa katılmak vacip, o savaşta yaralanmak gazilik, ölmek şehitliktir.

16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal edilmiş, Meclis-i Mebusan yani millet meclisi basılmış, vatansever mebuslar yakalanıp yargılanmak üzere Malta’ya götürülmüş. Kaçabilenler birer ikişer Anadolu’ya geçmekte Ankara’ya gitmekte. Ankara yeni merkez olmakta. Padişah Vahdettin Meclis-i Mebusan’ı 11 Nisan 1920’de dağıtır. Bu ihanet fetvası da aynı gün yayınlanır. O gün ayrıca Sadrazam Damat Ferit Paşa da bir hükümet bildirisi yayınlayarak Milli Mücadele mensuplarını ağır bir dille suçlayacaktır.

İhanet fetvası İngiliz ve Yunan uçakları tarafından Anadolu’nun gidebildikleri tüm kentlerine köylerine tomarla atılır havadan, gemilerle taşınır sahillere denizlerden ve İngiliz ajanlarınca karadan taşınız Anadolu’nun içlerine köy köy, kasaba kasaba, ilçe ilçe.

Ankara yeni bir direnişin resmen olmasa da fiilen başkentidir artık, yılmak, yıkılmak, vazgeçmek söz konusu değildir orada toplanan ve “ya istiklal ya ölüm” diyenler için. Ve Ankara’da Börekçizade Mehmet Rıfat Efendi vardır, hem müftüdür, hem din âlimidir, hem de vatan sevdalısıdır, Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurucusu ve başkanıdır.

Hemen kâğıda kaleme sarılır ve tam tersi bir fetva hazırlar. Bu fetvada Milli Mücadele’ye katılmanın her Müslümana farz, katılmamanın günah olduğu, bu savaşta ölenlerin şehit hayatta kalanların gazi olacağı, bu savaşta düşman safında yer alanların en büyük günahı işleyeceği ve “Müslümanların galiplerin zorlamasıyla verilen fetvalara uymalarının ve o fetvalara göre hareket etmelerinin doğru olmayacağını” açıkça ifade eder.

Bu fetva 16 Nisan 1920’da yayınlanır, Kuvayı Milliye mensupları tarafından tüm Anadoluya dağıtılır. Dürrizade fetvasını altmış kadar müftü, müderris imzalamıştı, Ankara fetvasını tam 153 müftü, müderris ve ulema imzalar.

Dürrizade Abdullah zaferden Rodos’a kaçtı, önce İtalya’ya sonra da Arabistan’a geçti, 1923’de Mekke’de vefat etti.

Mustafa Sabri de zaferden sonra kaçanlardandır. Kaçış gemisini emellerine yıllarca hizmet ettiği İngilizler sağladı. Kalan ömrü Mısır ile Yunanistan arasında gidiş gelişlerle geçti. Yunanistan’da değişik isimlerde gazeteler çıkardı, Türklükten istifa ettiğini açıkladı. Son olarak gittiği Mısır’da 1954’de vefat etti.

Mehmet Rıfat Efendi hep vatanında yaşadı. 1924’de kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatının ilk başkanı oldu ve vefat edinceye kadar tam 17 yıl o makamda bulundu. O şimdi vatanın kutsal topraklarında yatmaktadır.

İki fetva ve bir soru: Siz eğer o günlerde yaşasanız ve din adamı olsaydınız hangi fetvaya mühür basar, hangi fetvaya imza atardınız? Ve bunlardan hangisine “gerçek ulema” derdiniz?



BİR ÖLÜMÜN ARDINDANGÜNCEL
BİR ÖLÜMÜN ARDINDAN
'O' OLMASAYDIGÜNCEL
'O' OLMASAYDI?
YIKILIŞTAN KURULUŞA KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARIIIIGÜNCEL
YIKILIŞTAN KURULUŞA/ KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI(III)
YIKILIŞTAN KURULUŞA KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI - IIGÜNCEL
YIKILIŞTAN KURULUŞA/ KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI - (II)
YIKILIŞTAN KURULUŞA KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI IGÜNCEL
YIKILIŞTAN KURULUŞA KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI (I)
SIRADAKİ HABER
}