HaberlerYIKILIŞTAN KURULUŞA/ KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI(III)

YIKILIŞTAN KURULUŞA/ KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI(III)

Samsunhabertv Genel Yayın Yönetmeni Osman Kara yazdı

+
-
YIKILIŞTAN KURULUŞA/ KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI(III)

Yıldırım Orduları dağıtılır, Mustafa Kemal Paşa ve komutanlar İstanbul’a çağrılır. 13 Kasım’da Haydarpaşa’da iner trenden, İtilaf donanmasının savaş gemileri toplarını Yıldız Sarayı’na çevirmiş. Yaverine dönen Paşa üç kelimelik bir cümle kurar: “Geldikleri gibi giderler…”

Bu bir hayalperestin iyimser bir düşü değildir, bu geleceği çok önceden planlayan, milletine ve ordusuna güvenen ve bu milletin asla esareti kabul etmeyeceğini/edemeyeceğini bilen bir kurmayın öngörüsüdür.

Derler ki “Milli Mücadele 19 Mayıs 1919’da Mirliva Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışıyla başlar.” Derim ki “19 Mayıs 1919 çok çok önemlidir. Ancak, Milli Mücadele 19 Mayıs 1919’da değil, 3 Kasım 1918’de o telgrafın çekildiği gün başlar. 19 Mayıs 1919 çok daha önce başlamış Milli Mücadele’de ordunun başkumandanıyla, milletin önderiyle buluştuğu tarihtir ve bu açıdan da son derece önemlidir. Milli Mücadele’nin kader adımıdır Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’da attığı o ilk adım.”

Altı ay üç gündür Mirliva Mustafa Kemal Paşa’nın 13 Kasım 1918 ile 16 Mayıs 1919 arasında İstanbul’da kalışı. Bir günü bile boşa geçirilmemiştir, temaslar, girişimler, açık gizli toplantılar ve sonunda aynı görüşte buluşma: Son dağ başı mezar oluncaya, son kurşun bitinceye kadar tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik için savaşmak…

Mustafa Kemal Atatürk, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Hüseyin Rauf Orbay, Cafer Tayyar Eğilmez, Ali Fethi Okyar, Mustafa İsmet İnönü ve diğerleri. Milli Mücadele’nin inanmış önderleri. Birer ikişer geçerler Anadolu’ya; onlar milletle buluşur millet onlara kavuşur. Geçerler en öne, “silah yok, cephane yok” derler, kâh İstanbul’dan emperyalist cephaneliklerin kaçırırlar inanmış fedailer, kah yurt dışında alırlar, ahali de dededen kalma silahlarının pasını siler ve kadınlar “bizim kadınlarımız” o silahları cepheye taşırlar. Bebeğinin örtüsünü mermilerin üzerine örter o kadınlar “bebek benimdir ama vatan hepimizindir” diyerek.

“Asker yok” derler, ordular kurulur. “Para yok” derler, millet kefen için ayırdığını verir gözünü kırpmadan. Ve zaferlerin temeli atılır bu “toprağını sıksan şehitler fışkıracak” olan bu kutsal vatanda.

Mustafa Kemal(Atatürk) Paşa Karadeniz üzerinden geçer Anadolu’ya Hamidiye Kahramanı, eski Bahriye Nazırı(Denizcilik Bakanı) Hüseyin Rauf(Orbay) Bey Marmara’dan gelir ve Amasya’da buluşurlar 9. Ordu Kıtaatı Müfettişi ile Ali Fuat(Cebesoy) Paşa ve Albay Refet(Bele) Bey.

Amasya Genelgesi Milli Mücadele’nin ilk açık ve ortak meydan okumasıdır. Sadece Amasya’da hazır bulunan komutanların kararı değildir, yurdun her tarafında Milli Mücadele’ye taraftar olan komutanlarla yapılan telgraf görüşmeleri sonunda oluşturulur o altı maddelik genelge.

Birinci maddesinde “vatanın bütünlüğü ve milletin istiklali tehlikededir. Hükümet merkezi İtilaf Devletlerinin etkisi ve denetimi altında bulunduğundan, sahip olduğu sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir” denilerek mevcut durum anlatıldıktan sonra çözüm net olarak ortaya konmaktadır: “MİLLETİN İSTİKLALİNİ, YİNE MİLLETİN AZİM VE KARARI KURTARACAKTIR.”

Onlar millete güveniyordu millet de onlara inandı. Birler bin, binler yüzbinler oldu ve bir sel gibi ihanetin, işbirliğinin, korkaklığın, ortaklığın ve düşmanın üstüne aktılar. Önlerine geleni silip süpürdüler ve 9 Eylül 1922’de zafer marşları söyleyerek İzmir’e girdiler.

“İzmir’in dağlarında çiçekler açar/ Altın güneş orda sırmalar saçar/ Bozulmuş düşman yel gibi kaçar/ Yaşa Mustafa Kemal Paşa, çok yaşa…”

“Mondros idam fermanı, Sevr de defin ruhsatı” demiştik yazımızın bir yerinde; Milli Mücadele kurtuluş, Lozan bu kurtuluşun hücceti, Cumhuriyet ise kuruluştur.

“Geldikleri gibi giderler” demişti Mirliva Mustafa Kemal Paşa 13 Kasım 1918’de Haydarpaşa’da trenden inip boğazdaki düşman donanmasını görünce. Gittiler, ama geldikleri gibi değil, galip gelmişlerdi mağlup gittiler…

Bugün 28 Ekim efendiler, yarını bugünden haber veriyor kurtuluşun ve kuruluşun önderi:

“Efendiler yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz…”

Cumhuriyet Türk Milletine hayırlı olsun…



BİR ÖLÜMÜN ARDINDANGÜNCEL
BİR ÖLÜMÜN ARDINDAN
'O' OLMASAYDIGÜNCEL
'O' OLMASAYDI?
NE YAPARDINIZGÜNCEL
NE YAPARDINIZ?
YIKILIŞTAN KURULUŞA KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI - IIGÜNCEL
YIKILIŞTAN KURULUŞA/ KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI - (II)
YIKILIŞTAN KURULUŞA KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI IGÜNCEL
YIKILIŞTAN KURULUŞA KUTLU YOLUN ŞANLI YOLCULARI (I)
SIRADAKİ HABER
}